Kayseri’nin Soğuk Sabahlarında Başlayan Bir Hikâye
Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Camın kenarına vuran rüzgârın sesi, sanki gece boyunca bir şeyleri içimde kurcalayıp durmuş gibi hissettirir. 25 yaşındayım. Artık okul sıralarından çok uzak olduğumu sanıyordum ama bazı dersler insanın içinden hiç çıkmıyor. Özellikle de matematik… ve özellikle de 9. sınıfta duyduğum o garip kelime: Kartezyen.
O günleri düşündükçe içimde hem bir gülümseme hem de tuhaf bir sıkışma olur. Çünkü bazı şeyleri anlamak için sadece akıl yetmiyor, bazen kalbin de o derse girmesi gerekiyor.
9. Sınıfta İlk Karşılaşma: “Kartezyen” Kelimesi
Okulun o eski binasında, tahtanın tebeşir kokusuna karışan kalabalık bir sınıf vardı. Öğretmen tahtaya büyük harflerle yazmıştı:
K A R T E Z Y E N
O an sınıfta bir sessizlik oldu. Sanki herkes aynı anda “bu da ne?” diye düşünüyordu ama kimse sesini çıkarmıyordu. Ben defterimin kenarına o kelimeyi yazdım. Yazarken bile garip gelmişti kulağıma. Kartezyen… Sanki bir ülke adı gibi, sanki uzak bir yerden gelmiş bir kavram gibi.
Öğretmen sonra açıkladı: “Kartezyen düzlem, matematikte noktaların koordinatlarla gösterildiği sistemdir.”
O an kafamın içinde hiçbir şey netleşmedi. Sanki biri bana bir kapı göstermiş ama kapının nereye açıldığını söylememişti. Yalnızca iki çizgi vardı: biri yatay, biri dikey. Ve onların kesiştiği yerde bir dünya saklıydı.
Ama ben o dünyayı göremiyordum.
Benim İç Dünyam ve Matematiğin Soğukluğu
O yıllarda matematiği anlamadığımda kendimi eksik hissederdim. Sanki herkes bir haritayı okuyabiliyor da ben kayboluyormuşum gibi… Bu his içimde büyüyordu.
Kartezyen düzlem anlatılırken öğretmen sürekli “x ekseni, y ekseni” diyordu. Ben ise pencereden dışarı bakıp Kayseri’nin gri gökyüzüne takılıyordum. İçimde başka bir hesap vardı, ama o hesap hiçbir deftere sığmıyordu.
Eve döndüğümde defterime şunu yazmışım:
“Eğer hayat da bir Kartezyen düzlem olsaydı, ben hangi noktada duruyorum?”
O sorunun cevabı yoktu. Ama o soru içimde büyümeye devam etti.
Bir Nokta Olmak: Kaybolmuşluk Hissi
Kartezyen ne demek 9. sınıf diye düşündüğümde artık sadece bir matematik konusu gelmiyor aklıma. Bir “nokta” olmak geliyor.
Bir nokta… Ne uzunluğu var, ne genişliği. Sadece bir yer. Ama o yer, tüm sistemi anlamlı kılıyor.
O zamanlar kendimi hep o nokta gibi hissederdim. Ama yanlış yerde çizilmiş bir nokta gibi. Sanki koordinatlarım hatalıydı. Hayatımda her şey yerli yerinde gibi görünse de içimde sürekli bir “yanlışlık” duygusu vardı.
Arkadaşlarım dersleri daha hızlı anlıyordu. Ben ise her şeyi biraz geç kavrıyordum. Bu yüzden hep geride kalıyormuşum gibi hissediyordum. O his insanın içine sessizce yerleşiyor ve çıkması uzun sürüyor.
Bir Öğleden Sonra: Anlamanın İlk Kıvılcımı
Bir gün etüt sırasında öğretmen tahtaya büyük bir kare çizdi. İçine noktalar koydu. Sonra bir noktayı işaret etti:
“İşte bu A noktası. 3, 4 koordinatında.”
O an bir şey oldu. Tam anlamıyla anlamadım ama ilk defa “belki de bu o kadar da karmaşık değil” dedim.
Yanımdaki arkadaşım fısıldadı:
“Basit ya, x sağa sola, y yukarı aşağı.”
O cümle basit görünüyordu ama benim içimde bir kapı araladı. Sanki ilk kez biri bana “sen de yapabilirsin” demişti.
O gün eve gittiğimde defterime tekrar çizdim. Kareler, eksenler, noktalar… Bir şeyler oturmaya başlamıştı ama hâlâ tam yerleşmemişti.
Ve içimde garip bir duygu vardı: umut.
Kartezyen Düzlem ve Hayatın Gizli Bağlantısı
Yıllar sonra geriye baktığımda anladım ki Kartezyen sadece bir matematik konusu değilmiş.
Aslında hayatın basit bir temsiliymiş.
Bir eksen var: geçmişten geleceğe uzanan çizgi gibi.
Bir eksen daha: içimizdeki yukarı çıkışlar ve aşağı inişler gibi.
Ve biz, o iki çizginin kesiştiği bir noktadayız.
Ama o noktayı değerli yapan şey yerimiz değil, hareketimiz.
9. sınıfta bunu asla böyle düşünmemiştim. O zamanlar sadece “neden bunu öğreniyoruz?” diye söyleniyordum. Ama şimdi biliyorum ki bazı şeyler sadece öğrenilmez, hissedilir.
Bir Defterin İçinde Saklı Kalan Duygular
Eski defterlerimi karıştırmayı seviyorum. Sararmış sayfaların arasında genç bir çocuğun karmaşık duyguları saklı.
Bir sayfada şunu buldum:
“Bugün Kartezyen düzlemde bir nokta çizdik. Ben de sanki o nokta gibiyim. Kimse beni tam olarak nereye koyacağını bilmiyor.”
O satırı okurken içimde tuhaf bir sızı hissettim. O çocuğa sarılmak istedim. Ona “bir gün anlayacaksın” demek istedim ama o zamanlar bunu bilmek bile mümkün değildi.
Çünkü bazı anlamlar zamanla geliyor. Ve bazı dersler, öğretmen anlatmadan öğreniliyor.
Kayseri’de Bir Akşam: Geç Gelen Farkındalık
Şimdi Kayseri’de bir akşam oturuyorum. Dışarıda rüzgâr yine aynı sertlikte. Ama içimde daha sakin bir şey var.
Kartezyen ne demek 9. sınıf diye sorsalar artık sadece bir tanım yapmam. Bir hikâye anlatırım.
İki çizgi… Bir kesişim noktası… Ve o noktada duran insan.
Belki de hayat tam olarak bu.
Yanlış olduğunu düşündüğüm her şeyin içinde bir düzen varmış gibi geliyor artık. Geç anlamış olsam da bu geç kalmışlık bile bana ait.
Kendimi Yeniden Okumak
Bazen düşünüyorum, eğer o günlerde matematiği daha hızlı anlasa mıydım daha farklı biri olur muydum?
Sonra vazgeçiyorum bu düşünceden.
Çünkü beni ben yapan şey sadece doğru cevaplar değil, anlamaya çalışırken hissettiklerim.
Kartezyen düzlem bana şunu öğretti: Bir nokta bile olsa, o nokta bir sistemin parçası. Ve hiçbir nokta gerçekten “boş” değil.
Hayatta da öyle.
Sonuç Yerine Bir İç Ses
Şimdi geriye baktığımda 9. sınıfta duyduğum o kelime artık bana yabancı gelmiyor.
Kartezyen…
Sadece bir matematik terimi değil. Bir büyüme hikâyesi. Bir anlam arayışı. Bir kayboluş ve yeniden bulunuş.
Ve belki de en önemlisi, kendimi anlamaya çalıştığım yılların sessiz tanığı.
Bugün hâlâ bazen kendimi o koordinat sisteminde bir nokta gibi hissediyorum. Ama artık biliyorum ki o nokta yanlış değil. Sadece kendi yerini arayan bir iz.
Daha Fazlası İçin: Kamelya ne demek TDK ?