İçeriğe geç

Kasko aracın ne kadarını öder ?

Bir Sabahın Sessizliği ve Başlayan Gün

Kayseri’nin sabahları soğuk olur. Hani insanın içine işleyen, uyanır uyanmaz yüzüne çarpan bir hava vardır ya, işte o. O sabah da öyleydi. Pencereden dışarı baktığımda arabamın üstünde ince bir buz tabakası vardı. Daha 25 yaşındayım ama bazı sabahlar sanki hayat bana “biraz daha ciddi ol” diye fısıldıyor gibi geliyor.

Arabam… Ona hep “özgürlüğüm” derdim. Üniversiteden mezun olduktan sonra aldığım ilk ciddi şeydi. Krediler, birikimler, uykusuz geceler… Hepsi o gri araca dönüşmüştü. Direksiyonuna her geçtiğimde sanki hayat biraz daha benim kontrolümde olurdu.

Ama o sabah, hiçbir şey kontrolümde değildi.

O an geldiğinde…

İnsan böyle şeyleri hep başkalarının başına gelir sanıyor. Ben de öyle sanıyordum. Ta ki o kavşakta, frene bastığım halde durmayan aracın sesini duyana kadar.

O ses… metalin metale çarpma sesi. Sanki bir şey kırılmıyor da hayatın kendisi ikiye ayrılıyor gibi.

Bir saniye bile sürmedi ama içimde bir ömür gibi kaldı. Direksiyon titredi, başım öne savruldu, sonra sessizlik. Garip bir sessizlik. Kazadan sonra gelen o boşluk hissi… hiçbir düşüncenin tam oluşamadığı, sadece kalbinin hızlı hızlı çarptığı o an.

Arabadan indiğimde ilk baktığım şey kendim değildim. Arabamdı. Çünkü onun bana ne kadar zarar verdiğinden çok, benim ona ne kadar zarar verdiğim önemliydi sanki.

Ve o an içimden tek bir cümle geçti:

“Kasko aracın ne kadarını öder?”

O soru o kadar hızlı geldi ki, neredeyse suçluluk hissimden bile önceydi.

Kasko benim için ne ifade ediyordu?

Kasko yaptırırken çoğu insan gibi ben de “olmaz ya bana bir şey olmaz” modundaydım. Ailem ısrar etmişti. Babam özellikle “bak oğlum, trafik bu, şakaya gelmez” demişti. O zamanlar onu fazla temkinli buluyordum.

Poliçeyi imzalarken içimde tuhaf bir rahatlık vardı. Sanki bir şey olursa sistem halleder gibi… Sanki hayatın riskleri bir evrakla çözülüyormuş gibi.

Ama gerçek öyle değilmiş.

Kasko sadece bir kâğıt değilmiş. O kâğıdın ne kadar kapsadığı, senin başına gelen şeye göre değişen bir hikâyeymiş.

Ve bunu anlamak için illa bir kaza yaşamak gerekiyormuş.

Çatışan duygular: suçluluk ve umut

O an, aracın ön kaputu ezilmiş haldeyken hem suçluluk hem de garip bir umut hissediyordum.

Suçluydum çünkü dikkatim dağılmıştı. Umutluydum çünkü “kasko var ya” diyordum içimden.

Ama bu umut bile yarım yamalak bir umut gibiydi. Çünkü kafamın içinde tek bir soru dönüyordu:

Kasko aracın ne kadarını öder?

Bunu bilmiyordum. Daha önce hiç merak etmemiştim. Sadece “öder işte” diye düşünmüştüm. Ama şimdi o “işte” kısmı hayatımın merkezine oturmuştu.

Kaza sonrası ilk saatler

Polis geldi, tutanaklar tutuldu. Ellerim titriyordu ama konuşmaya çalışıyordum. Karşı taraftaki sürücü de en az benim kadar şaşkındı. Kimse bağırmıyordu. Herkes bir tür sessiz şok içindeydi.

Arabama baktıkça içim sıkışıyordu. Çünkü o araba sadece bir araç değildi. İçinde yolculuklarım, gecelerim, kahkahalarım, yalnızlıklarım vardı.

Çekici geldiğinde arabanın tekerlekleri dönmüyordu. Sanki o da kırgın gibiydi.

O an anladım ki bazı şeyler sadece maddi değil. Ama sigorta şirketleri tam olarak orada devreye giriyordu: maddi olanı toparlamak için.

Sigorta süreci başlıyor

Ertesi gün ilk iş sigorta şirketini aradım. Telefonda sakin bir ses vardı. Bana prosedürleri anlattı. Eksper geleceğini söyledi. Hasar tespit edilecekti.

Ama benim aklım hâlâ aynı sorudaydı:

Kasko aracın ne kadarını öder?

Sanki bu soru çözülürse her şey yoluna girecekmiş gibi hissediyordum.

Eksper geldiğinde arabayı uzun uzun inceledi. Notlar aldı, fotoğraflar çekti. Ben kenarda durup sadece izledim. O an kendimi dışarıdan izliyormuş gibi hissettim. Hayatımın bir sahnesi çekiliyordu ama ben sadece figürandım.

Gerçeklerle yüzleşme anı

Eksperin söylediği cümleleri hâlâ unutamıyorum:

“Hasar büyük ama araç pert değil. Onarım mümkün.”

O cümle hem rahatlatıcı hem de karmaşıktı. Çünkü “pert değil” iyi bir şey gibi görünüyordu ama “onarım” demek uzun süreç demekti. Ve ben o arabaya tekrar binip binemeyeceğimi bile bilmiyordum.

Tam o noktada sigorta kapsamı devreye giriyordu.

Kasko, genellikle aracın onarım masraflarını poliçede belirtilen limitler dahilinde karşılıyordu. Eğer araç pert olsaydı, yani tam hasarlı sayılsaydı, piyasa değeri üzerinden ödeme yapılacaktı. Ama benim durumumda iş biraz daha farklıydı.

Onarım masrafları, aracın değerini aşmıyorsa, sigorta genelde tamiri karşılıyordu. Ama bazı durumlarda kullanıcıdan muafiyet, yani belirli bir kısmı ödeme yükümlülüğü de olabiliyordu.

İşte o an anladım ki “Kasko aracın ne kadarını öder?” sorusunun tek bir cevabı yoktu.

Bekleyiş ve içimde büyüyen düşünceler

Aracım servisteyken günler biraz daha ağır geçmeye başladı. Her sabah sanki bir şey eksik uyanıyordum. Toplu taşıma kullanmak zorunda kalmak bile bana tuhaf bir yabancılık hissi veriyordu.

Ama en çok düşündüğüm şey para değildi aslında. En çok düşündüğüm şey kontrol duygusuydu.

Bir anda hayatımın kontrolü elimden kaymıştı. Kaza olmuştu, süreç başlamıştı ve ben sadece bekliyordum.

Bu bekleyiş içinde sigortanın ne kadar önemli olduğunu daha derinden hissettim.

Çünkü eğer kasko olmasaydı, o anki masraflar beni gerçekten zorlayabilirdi. Belki aylarca borç ödemek zorunda kalacaktım. Belki arabamı hiç yaptıramayacaktım.

Ama yine de içimde bir burukluk vardı. Çünkü sigorta her şeyi çözmüyordu. Sadece maddi kısmı hafifletiyordu.

Paranın çözemediği şeyler

Aracımı ilk aldığım günü hatırladım. O ana dönmek istedim. Direksiyon başında hissettiğim o özgürlük hissini…

Kaza sonrası öğrendiğim şey şuydu: Kasko aracın bir kısmını öder, evet. Ama yaşadığın duyguların hiçbirini ödemez.

O boşluk hissi, o şok, o hayal kırıklığı… onların hiçbir karşılığı yok.

“Kasko aracın ne kadarını öder” hakkındaki meraklarınızı giderebildiysek ne mutlu bize. Miz ailesi olarak her zaman yanınızdayız!

Sonuç yerine geçen bir farkındalık

Aracım birkaç hafta sonra teslim edildi. Tamir edilmişti ama sanki eskisi gibi değildi. Belki de bana öyle geliyordu.

Direksiyonuna oturduğumda bir an durdum. Motoru çalıştırmadan önce derin bir nefes aldım.

Ve o an kendi kendime şunu söyledim:

Hayat, kontrol ettiğini sandığın şeylerden ibaret değil.

Kasko bana aracımın bir kısmını geri vermişti. Ama asıl geri verdiği şey, bana ne kadar kırılgan olduğumu hatırlatmasıydı.

Artık “Kasko aracın ne kadarını öder?” sorusuna tek bir cümleyle bakmıyorum.

Çünkü bazen sigorta sadece arabayı değil, seni de ayakta tutuyor. Ama seni tam anlamıyla onarmıyor.

O işi zaman, deneyim ve biraz da kabullenme yapıyor.

Ve ben hâlâ Kayseri’nin soğuk sabahlarında arabamın camındaki buzu kazırken, o günü unutmadığımı biliyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

https://forumyelleri.com https://kusinsaat.com.tr https://hotelkeykan.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbethbk kaç olmalı