Miz olarak “√3 kaçtır” konusunda sizlere faydalı olabildiğimizi umuyoruz. Diğer içeriklerimizi de incelemeyi unutmayın!
Kayseri’de Bir Gece ve √3’ün Sessizliği
Benzer Konular: Bugün %10 faiz oranı ile 3 yıllığına bankaya yatırılan 1.000 TL 3 yılın sonunda kaç TL'ye ulaşır ?
“√3 kaçtır” konusunda doğru bilgiye ulaşmak isteyenler için kapsamlı bir içerik hazırladık.
Şehrin İçine Sığmayan Düşünceler
Kayseri’nin kış akşamları hep biraz sert olur. Sokak lambaları erken yanar, rüzgâr binaların arasından geçerken sanki bir şeyler anlatmak ister ama kelimeleri eksik kalır. O akşamlardan biriydi. Defterimi açtım, kalem elimdeydi ama yazacak kelimeleri bulamıyordum.
25 yaşındayım. Günlük tutmayı bırakmıyorum çünkü içimde biriken şeyleri ancak böyle susturabiliyorum. Ama o gün, satırların bile bana küstüğünü hissettim. Masanın üstünde yarım kalmış bir kahve, pencerenin kenarında buğulanmış cam ve kafamın içinde dönüp duran tek bir soru vardı: √3 kaçtır?
Bu soru basit bir matematik sorusu gibi görünüyordu ama benim için değildi. Çünkü bazı sayılar, bazı anılara dönüşür. Bazı kökler, insanın içini kazır.
Matematik Dersinden Kalan Bir Yankı
Lisede matematik dersini hep sevmişimdir. Özellikle geometri… Üçgenler, açı hesapları, kökler… Hepsi düzenliydi, netti, insana güven verirdi.
Ama √3 ilk kez bana düzeni değil, eksikliği hatırlatmıştı.
Öğretmen tahtaya büyük bir eşkenar üçgen çizmişti. Sonra yüksekliğini indirmiş, ortadan ikiye bölmüş ve şöyle demişti:
“Bakın çocuklar, buradan √3 çıkar.”
O an sınıfın yarısı not almıştı, yarısı anlamış gibi yapmıştı. Ben ise tahtaya bakarken başka bir şey düşünüyordum: Hayatta bazı şeyler neden tam sayı olmuyordu?
√3, 1.732… diye devam ediyordu ama hiçbir zaman tamamlanmıyordu. Sonsuza kadar süren bir eksiklik gibiydi. Tıpkı bazı konuşmalar gibi. Tıpkı yarım kalmış vedalar gibi.
O gün anlamamıştım ama içime işlemişti.
Bir Mesajın Gecikmesi
O gece telefonum titredi. Ekrana baktım. Eski bir isim.
Konuşmamız aylar önce bitmişti ama bazı bitişler gerçekten bitmez. Sadece sessizliğe dönüşür.
Mesaj kısa bir cümleydi:
“√3 kaçtıydı, hatırlıyor musun?”
Kalbim bir an durdu gibi oldu. Çünkü bu soru matematik değildi artık. Bu, geçmişin kapısını aralayan bir anahtardı.
Parmaklarım ekrana gitti ama yazamadım. Çünkü bazı cevaplar, sadece bilgi değildir. Bazı cevaplar insanın içini açar.
O an kendime dürüst oldum: √3’ü gerçekten hatırlamıyordum. Ama onunla birlikte yaşadığım günleri hatırlıyordum.
Kayseri Gecesinde Yalnızlık
Pencereyi açtım. Soğuk yüzüme çarptı. Şehir sessizdi ama benim içim kalabalıktı.
Kayseri’de geceler uzun sürer. Özellikle yalnızsan, saatler daha yavaş akar. Sanki zaman bile durup seni dinlemek ister ama ne söyleyeceğini bilemez.
O gün defterime yazdım:
“√3 kaçtır bilmiyorum ama içimdeki eksiklik buna çok benziyor.”
Sonra durdum. Çünkü yazdığım şeyin ne kadar doğru olduğunu düşündüm. Bir sayı nasıl olur da bir duyguyla bu kadar benzerdi?
√3, tamamlanmayan bir şeydi. Ben de tamamlanmamış bir cümle gibiydim.
Geçmişin Küçük Parçaları
Bir anda lise koridorları gözümün önüne geldi. Sınıfın penceresinden görünen bahçe, teneffüste koşan öğrenciler, tahtaya yazılan uzun formüller…
Ve onun sesi.
“Sen hep fazla düşünüyorsun,” demişti bir gün.
O cümleyi o zaman basit bir eleştiri sanmıştım. Ama şimdi anlıyorum ki aslında bir tespitti. Ben gerçekten fazla düşünüyordum. √3’ü bile sadece bir sayı olarak göremeyecek kadar fazla.
O gün onunla okul çıkışı yürümüştük. Soğuktu. Ellerimi cebime sokmuştum. O ise konuşurken havaya bakıyordu.
“Bazı şeyler net değildir,” demişti. “Mesela √3 gibi.”
O an gülmüştüm. Çünkü matematiği duygularla karıştırmak bana saçma gelmişti.
Ama şimdi anlıyorum, o haklıydı.
Eksiklikle Yaşamak
Yıllar geçtikçe bazı şeyleri daha iyi anlıyorsun. İnsanların neden gittiğini, neden susmayı seçtiğini, neden bazı soruların cevapsız kaldığını…
√3, bir eksiklikti. Ama aynı zamanda bir devamlılık.
Çünkü hiçbir zaman bitmiyordu. Ne tam oluyordu ne de yok oluyordu.
Ben de öyleydim o günlerde. Ne tamamen mutluydum ne de tamamen mutsuz.
Sadece vardım. Ve bu varlık hali bile bazen ağır geliyordu.
Defterimde yazmaya devam ettim:
“√3 kaçtır diye sormak aslında şunu sormak gibi: İnsan neden eksik hisseder?”
Kalemim durdu. Cevap yazmadım.
Çünkü bazı soruların cevabı yoktur. Sadece yaşanır.
Gece Otobüsü ve İç Ses
O gece dışarı çıktım. Bir otobüse bindim. Nereye gittiğini bile düşünmeden.
Cam kenarına oturdum. Şehir ışıkları geçip giderken aklımda hâlâ aynı soru vardı: √3 kaçtır?
Telefonum elimdeydi. Mesaj hâlâ oradaydı. Cevap yazılmamıştı.
İçimden bir ses “yaz” diyordu. Diğer bir ses ise “unut” diyordu.
Ama ben hiçbirini yapamadım.
Çünkü bazı anlar, cevap vermekten daha büyüktür.
Otobüs ilerlerken dışarıya baktım. Sokak lambaları, boş caddeler, kapalı dükkânlar… Her şey bir şeyleri bekliyordu sanki.
Ben de bir şey bekliyordum. Ama ne olduğunu bilmiyordum.
√3’ün Gerçek Anlamı
Eve döndüğümde masaya oturdum. Defteri açtım. Bu kez daha net yazmak istedim.
“√3 kaçtır?”
Bu sorunun cevabı aslında 1.7320508… diye devam ediyordu. Ama mesele bu değildi.
Asıl mesele, neden bu sayının beni bu kadar etkilediğiydi.
Çünkü √3 bana şunu hatırlatıyordu: Her şey tamamlanmak zorunda değil.
Bazı insanlar yarım kalır. Bazı duygular eksik yaşanır. Bazı konuşmalar bitmez, sadece sessizleşir.
Ve bu eksiklik, bazen insanın en gerçek hali olur.
Kendime Yazdığım Son Satır
Deftere son bir cümle yazdım:
“√3 kaçtır diye sormak, aslında kendime ne kadar eksik olduğumu sormakmış.”
Kalemi bıraktım.
O an içimde garip bir sakinlik vardı. Ne tamamen iyi hissediyordum ne de kötü. Sadece kabul etmiş gibiydim.
Kayseri’nin gece sessizliği odama dolarken, dışarıda rüzgâr yine aynı şeyi yapıyordu: eksik ama devam eden bir ses gibi.
Ve ben ilk kez, eksikliğin de bir cevap olabileceğini düşünüyordum.