Bir insanın kokusu neden gelir?
“Bir insanın kokusu neden gelir” konusu son dönemde oldukça merak ediliyor. Biz de sizler için detaylı bir içerik hazırladık.
Kayseri sabahları ve kokuların hafızası
Kayseri’de sabahlar hep biraz sert başlar. Hava yüzüne çarparken sadece soğuk değildir hissettiğin; sanki geçmiş de beraberinde gelir. 25 yaşındayım. Günlük tutmayı çocukluğumdan beri bırakmadım. Defterlerim dolu, ama asıl dolu olan şey başımın içi: kokularla, yarım kalmış cümlelerle, unutamadığım insanlar ve onların bıraktığı izlerle.
Sabah işe giderken otobüse bindiğimde hep aynı şey olur. İnsanlar daha konuşmadan önce kokar. Bu kötü bir şey gibi değil, aksine garip bir şekilde gerçeklik hissi verir. Parfüm, deterjan, ekmek, ter, sabun… Hepsi birbirine karışır. Ama bazı kokular vardır ki diğerlerinden ayrılır. Bir insanın kokusu, sadece üstündeki parfüm değildir. Tenine sinmiş, yaşadığı hayatın içine işlemiş bir şeydir.
Bunu ilk kez o zaman anlamıştım.
Otobüs terminalinde başlayan hikâye
O gün Kayseri Otogarı’na erken gitmiştim. Sebebi net değildi. Belki de gitmekle kalmak arasında sıkıştığım için yürüyordum. Soğuk bir gün vardı. Ellerim cebimde, kalabalığın içine karışmıştım.
Sonra onu gördüm.
Yanımda durmadı, yanımdan geçti sadece. Ama o an her şey durdu gibi oldu. İnsanlar hareket etmeye devam ediyordu, arabalar kalkıyordu, anonslar yapılıyordu ama ben bir kokunun içinde kalmıştım.
Tarçın gibi değildi, çiçek gibi de değildi. Daha çok eski bir anı gibiydi. Sanki bir evin içine giriyorsun da yıllardır açılmamış bir dolabı açıyorsun. İçinden bir şeyler dökülüyor, ama ne olduğunu bile bilmiyorsun.
Bir insanın kokusu neden gelir diye ilk kez o anda sordum kendime.
Çünkü o koku bana ait değildi ama bende kalıyordu.
Eski mont, unutulmuş bir koku
Onu tanımıyordum. Ama montunun yakasında eski bir koku vardı. Belki yıllar önce sarıldığı birinden kalmıştı. Belki de hiç fark etmeden taşıdığı bir şeydi. Ama ne olursa olsun, bana bir şey yaptı.
O an içimde garip bir hayal kırıklığı yükseldi. Çünkü bazı şeyler sadece anlık olur ve sen onları bir ömür taşırsın. Onunla konuşmadım. Zaten konuşsam bile o koku değişmeyecekti.
O gün eve döndüğümde montumu çıkardım ve uzun süre duvara baktım. Sanki o koku hâlâ üzerimdeymiş gibi hissettim. Duş aldım. Üstümü değiştirdim. Ama bazı kokular suyla gitmez.
İşte o zaman anladım: Bir insanın kokusu, sadece o insan değildir.
Koku neden bu kadar kalıcı?
Günler geçti. Ama o an aklımdan çıkmadı. Çünkü koku, insanın en eski hafızasına dokunur. Görmek unutulur, duymak kaybolur ama koklamak kalır. Bir şeyin kokusu, onun gerçeğinden daha güçlü olabilir.
Bunu fark ettiğimde biraz korktum. Çünkü bazı insanların bizde bıraktığı şeyler görünmezdir. Bir bakış gibi değil, bir ses gibi değil… Daha derin, daha sessiz bir şey.
Bir gün yürürken yine aynı kokuyu sandım. Bir an durdum. Kalbim hızlandı. Ama o değildi. Sadece rüzgârdı. Yine de içimde bir şey kırıldı. Çünkü beklemek bazen en büyük yanılgıydı.
Hastane koridorunda başka bir koku
Birkaç hafta sonra annem için hastaneye gitmiştim. Koridorlar uzun, ışıklar beyazdı. Her şey fazla temizdi ama o temizlik bile ağır bir koku taşıyordu. Dezenfektan, ilaç, telaş…
Orada beklerken başka bir koku geldi burnuma. Yaşlı bir adamın kolunda yürüyen kadın. Adamın üstünde sabun kokusu vardı. Ama o sabun kokusu bile başka bir şey anlatıyordu: yılların yorgunluğu.
Kadın ona çok yakındı. O kadar yakın ki, sanki iki insan değil de tek bir yaşam gibi yürüyordu. O an düşündüm: Bir insanın kokusu neden gelir? Belki de çünkü o koku, bir başkasının hayatına karışmıştır.
Annem o gün iyiydi. Ama hastane kokusu yine de içimde kaldı. Çünkü bazı kokular iyi ya da kötü değildir; sadece hatırlatır.
Hatırlatan şeyler: insan mı, koku mu?
Bazen gece defterimi açıyorum. Yazıyorum ama aslında yazdığım şeyler düşüncelerim değil, kokular oluyor. Bir insanı unutmak istesem bile önce kokusunu unutmak gerekiyor. Ama o daha zor.
O otogardaki kızın yüzünü hatırlamıyorum. Sesini hiç duymadım. Ama kokusu hâlâ aklımda. Bu beni rahatsız ediyor bazen. Çünkü bir insanı bu kadar az şeyle hatırlamak adil değil gibi geliyor.
Ama sonra şunu fark ediyorum: belki de insanlar en çok kokularıyla kalıyor.
Bir insanın kokusu neden gelir?
Çünkü beden, yaşadığı her şeyi taşır. Çünkü duygular görünmez ama kokular görünür gibi hissedilir. Çünkü sevgi de, acı da, yalnızlık da tene siner.
Gece ve defter sayfaları
Gece olduğunda Kayseri daha sessiz olur. Sokaklar boşalır, ışıklar azalır. Ben pencerenin kenarında oturup defterime yazarken bazen o kokuyu yeniden hatırlıyorum.
O an içimde tuhaf bir umut beliriyor. Belki o insan hâlâ bir yerlerde yaşıyor. Belki o koku başka birine de aynı şeyi hissettirmiştir. Belki de ben sadece kendi geçmişime takılı kalmışımdır.
Ama sonra hayal kırıklığı geliyor. Çünkü bazı şeyler geri dönmez. Kokular bile.
Defterime yazdığım sayfaların arasında o günün izi var. Kelimelerle anlatamadığım ama burnumda kalan bir şey.
Bir insanın kokusu neden gelir?
İlgili Yazımız: Japonya'nın gelir kaynağı nedir ?
Çünkü insan dediğin şey sadece beden değildir. Yaşadığı şehirler, dokunduğu insanlar, ağladığı geceler, güldüğü anlar… Hepsi bir şekilde tene karışır.
Ve bir gün biri yanından geçtiğinde, aslında sadece o kişiyi değil, onun bütün hayatını koklarsın.
O yüzden bazı kokular bu kadar uzun sürer. Çünkü bir insana değil, bir yaşama dokunmuşsundur.
Ben bunu geç öğrendim. Belki de hiç öğrenemeyeceğim.