İzmir Sabahları, Kahve ve Ekonomi Bildirimleri
Benzer Bir Yazı: Dizleri güçlendirmek için hangi vitamin ?
Sabah saatleri… İzmir’de denizden hafif bir rüzgâr gelir, sokakta simitçiler “sıcak sıcak” diye bağırır, martılar sanki hayatı bizden daha iyi yönetiyormuş gibi özgüvenle uçar. Ben ise mutfakta üçüncü kahvemi doldururken telefona düşen bildirimle irkilirim: “Piyasalarda son durum…”
İç ses: “Daha gözlerimi tam açamadım, ekonomiyi nasıl açayım?”
O gün yine klasik bir başlık gözüme çarpıyor: Döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat bitti mi?
Bunu her gördüğümde beynimde kısa devre oluyor. Sanki ekonomi değil de uzun isimli bir Osmanlı padişahı konuşuluyor gibi. Bir yandan anlamaya çalışıyorum, bir yandan da “bu isimlendirme toplantısında kim vardı da kimse ‘biraz sadeleşelim’ demedi?” diye düşünmeden edemiyorum.
Döviz Dönüşümlü Kur Korumalı Mevduat Nedir, Ne Değildir?
Bu sistemin mantığını anlamaya çalışırken kendimi bazen eski mahalledeki bakkalda buluyorum hayal gücümde.
Bakkal amca:
“Evladım paranı bana bırak, dolar artarsa ben seni korurum.”
Ben:
“Nasıl yani?”
Bakkal amca:
“Dolar düşerse de üzülme, yine bir şeyler ayarlarız.”
İşte döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat da tam olarak böyle bir “ekonomi bakkalı” hissi veriyor insana.
Temelde olay şu mantığa dayanıyor: Dövizin hareketine karşı mevduat sahibini korumaya çalışan bir sistem. Yani paranı TL olarak yatırıyorsun ama döviz artarsa “keşke döviz alsaydım” demeyesin diye aradaki farkı telafi eden bir yapı düşün.
Ama bunu ilk duyduğumda kafamda şöyle bir sahne oluşmuştu:
Ben bankaya giriyorum, gişedeki görevli çok sakin:
“Hoş geldiniz, paranızı bırakın, biz biraz gelecekle oynayacağız.”
İç ses: “Gelecekle oynamak mı? Ben dünün mesajlarını bile silemiyorum.”
Peki Döviz Dönüşümlü Kur Korumalı Mevduat Bitti Mi?
İşte herkesin asıl takıldığı yer burası. Çünkü bu sistem bir dönem çok konuşuldu, sonra yavaş yavaş gündemden çekildi, sonra da insanlar “bu hâlâ var mı yok mu?” diye birbirine sormaya başladı.
Benim arkadaş grubunda bu konu açıldığında genelde şöyle bir diyalog yaşanıyor:
— “KKM var mı hâlâ ya?”
— “Var galiba ama yok gibi.”
— “Nasıl yani Schrödinger’in mevduatı mı bu?”
Ve kimse net cevap vermiyor, çünkü ekonomi bazen tam olarak böyle hissettiriyor: aynı anda hem var hem yok.
Genel tabloya bakınca döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat uygulamasının yeni açılışları büyük ölçüde sonlandırılmış, sistem zaman içinde küçülmeye bırakılmış bir yapıya dönüşmüş durumda. Yani bir anda “bitti” demek yerine, sahneden yavaşça çekilen bir oyuncu gibi düşünmek daha doğru olur.
Hani bir dizide sevdiğin karakter vardır, bölüm bölüm azalır, sonra bir bakarsın “başka şehirde yeni hayat kurdu” diye yazmışlar. İşte onun ekonomi versiyonu.
Mahalle Kahvesinde Ekonomi Zirvesi
Geçen gün mahalledeki çay ocağında oturuyorum. Masada üç kişi var:
Emekli dayı
İnternetten finans videosu izleyip uzman kesilen arkadaş
Ben (hayatta kalmaya çalışan gözlemci)
Konu yine aynı yere geliyor: Döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat bitti mi?
Emekli dayı çayı karıştırıyor:
“Evladım, bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu. Parayı yastık altına koyardık, en kötü yastık pahalanırdı.”
Finans videocusu arkadaş hemen atlıyor:
“Abi sistem aslında döviz riskini azaltmak için tasarlanmıştı, ama sonra…”
Dayı bölüyor:
“Ben zaten risk seviyorum oğlum, hayatım risk.”
Ben içimden:
“Ben sadece tost siparişi vermek için geldim buraya…”
O an fark ediyorum ki ekonomi konuşmaları Türkiye’de asla sadece ekonomi konuşması değil. Bir noktadan sonra mutlaka hayat dersi, nostalji ve hafif drama ekleniyor.
İzmir’de Genç Olmak ve Ekonomi Takibi
İzmir’de 25 yaşında olmak garip bir şey. Bir yanım “anı yaşa, denize bak, rüzgârı hisset” modunda, diğer yanım ise “acaba faizler ne olacak?” diye Google’da gece 02.00’de arama yapıyor.
İkisi aynı bedende yaşayınca ortaya şöyle sahneler çıkıyor:
Sabah:
“Bugün kesin spora başlıyorum.”
Öğlen:
“Ekonomi kötü gidiyor, moral bozuldu, spor iptal.”
Akşam:
“Döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat bitti mi acaba?”
Gece:
“Ben kimim, finans mı felsefe mi?”
İç sesim bazen ikiye bölünüyor:
İlk ses: “Boş ver, hayat kısa.”
İkinci ses: “Evet ama enflasyon daha kısa değil.”
Ekonomik Terimlerle Günlük Hayat Arasındaki Garip Köprü
Bu tür finansal sistemleri anlamaya çalışırken hep günlük hayatla bağ kuruyorum. Yoksa kafa direkt yanıyor.
Mesela döviz dönüşümlü kur korumalı mevduatı şöyle hayal ediyorum:
Bir restorana gidiyorsun.
Garson:
“Abi menü fiyatları sabit ama dolar artarsa aradaki farkı biz tamamlıyoruz.”
Sen:
“Peki düşerse?”
Garson:
“Onu konuşmayalım.”
Yani sistemin özü biraz “kazanırsak birlikte seviniriz, kaybedersek konuşmayız” gibi.
Bunu düşündükçe gülüyorum ama bir yandan da “ekonomi neden bazen ilişkilerden daha karmaşık?” diye sorgulamaya başlıyorum.
Arkadaş Muhabbetleri: Ekonomi Versus Gerçek Hayat
Arkadaşlarla dışarı çıktığımızda konu illa ki bir noktada buraya geliyor.
Birimiz diyor ki:
“Ben artık hiçbir şey anlamıyorum.”
Diğeri:
“Zaten anlaman gerekmiyor.”
Ben:
“Bu cümle çok rahatlatıcı ama aynı zamanda çok korkutucu.”
Sonra bir sessizlik oluyor. Arkadan müzik çalıyor, garson siparişleri getiriyor, ama masada sanki küçük bir ekonomi konferansı var.
Ve bir anda biri soruyor:
“Peki döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat bitti mi yani?”
O an herkes aynı anda telefona bakıyor. Çünkü kimse net konuşmak istemiyor ama herkes de merak ediyor. Bu ülkenin ekonomiyle ilişkisi biraz “eski sevgiliyi stalklamak” gibi.
Kafamın İçindeki Finans Ofisi
Kafamın içinde hayali bir ofis var. Küçük, dağınık, İzmir güneşi pencereye vuruyor.
Masada üç kişi:
Ben (panikleyen versiyonum)
Ben (rahat takılan versiyonum)
Ben (her şeyi analiz eden ama hiçbir şey yapmayan versiyonum)
Analiz eden ben konuşuyor:
“Bu sistem aslında…”
Rahat ben:
“Abi çay söyle.”
Panik ben:
“HER ŞEY BİTTİ Mİ?”
Ve üçünün de ortak sorusu aynı:
Döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat bitti mi?
Cevap yok. Çünkü bazen hayat sorulara cevap vermiyor, sadece yeni sorular ekliyor.
Gündelik Hayatın İçinde Ekonomi Gürültüsü
Market alışverişine gidiyorum. Raflara bakıyorum, fiyatlar değişmiş.
İç ses:
“Bu değişim hangi ekonomik modelin sonucu acaba?”
Kasiyer:
“Poşet ister misiniz?”
Ben:
“Poşeti geç, sistemi konuşalım…”
Tabii söylemiyorum. Çünkü kimse markette ekonomi semineri dinlemek istemiyor.
Ama kafamın içinde sürekli şu soru dönüyor:
Döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat bitti mi, yoksa sadece şekil mi değiştirdi?
Son Düşünceler: Belirsizliğin İçinde Yaşamak
Bazen fark ediyorum ki asıl konu sistemin bitip bitmemesi değil. Asıl mesele, her şeyin sürekli değişiyor olması.
Ekonomi dediğimiz şey biraz deniz gibi. İzmir’de yaşayınca bunu daha iyi anlıyorsun. Sabah sakin, öğlen dalgalı, akşam kararsız.
Döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat gibi sistemler de bu denizdeki dalgalar gibi. Geliyor, gidiyor, şekil değiştiriyor. İnsan ise kıyıda durup “ben ne yapıyorum?” diye bakıyor.
Ama sonra hayat devam ediyor.
Arkadaşlar mesaj atıyor:
“Akşam ne yapıyoruz?”
Ben:
“Bilmiyorum ama ekonomi konuşmayalım lütfen.”
Onlar:
“Tamam.”
Ve beş dakika sonra:
“Bu arada döviz dönüşümlü kur korumalı mevduat bitti mi ya?”
İşte tam da böyle bir döngü.