Keko nasıl bir hayvandır?
Daha Fazlası İçin: İşkura IBAN nasıl eklenir ?
Kayseri’nin kışları sert olur. Bunu burada yaşayan herkes bilir ama bazı şeyleri bilmek yetmez, yaşamak gerekir. Ben de 25 yaşımda, her gün biraz daha içine kapanan, defter sayfalarına duygularını saklayan biriyim. Günlüklerimde hep aynı sokaklar, aynı soğuk rüzgâr ve aynı yalnızlık var. Ta ki Keko hayatıma girene kadar.
Keko nasıl bir hayvandır? Bunu anlatmak kolay değil. Çünkü o sadece bir hayvan değildi. Sokakta gördüğüm diğer köpeklerden, kedilerden, hatta insanların çoğundan bile farklıydı. Sanki içimdeki boşluğu hissediyordu.
Soğuk Bir Akşam ve İlk Karşılaşma
O akşam Kayseri’nin karı ince ince yağıyordu. Şehir beyaza bürünmüş ama insanlar daha da griydi sanki. İşten çıkmış, kulaklıklarımda eski bir şarkı, cebimde yarım kalmış hayallerimle yürüyordum. İçimde açıklayamadığım bir sıkışıklık vardı.
Tam o sırada onu gördüm.
Küçük, kirli beyaz tüylü, kulakları biraz yırtık bir köpek kaldırımın köşesinde oturuyordu. Titriyordu ama kaçmıyordu. Gözleri vardı… öyle sıradan bakışlar değildi. Sanki beni çağırıyordu.
Yanına yaklaştım. O kaçmadı.
O an düşündüm: Keko nasıl bir hayvandır ki insandan korkmaz ama insana da güvenmez gibi bakar?
Çömeldim. Elimi uzattım. Önce geri çekildi. Sonra bir an durdu. Ve başını hafifçe eğdi. O an içimde bir şey kırıldı. Sanki uzun zamandır kapalı duran bir kapı sessizce aralandı.
Ona “Keko” adını o an verdim. Neden bu ismi seçtiğimi bilmiyorum. Belki de içimdeki karmaşaya en uygun isim oydu.
Keko’nun Garip Tanıdıklığı
Ertesi gün onu aynı yerde buldum. Gitmemişti. Sanki beni beklemişti. Bu düşünce bana hem saçma hem de umut verici geldi.
Elimde poğaça vardı. Onu yere bıraktım. Bir süre yaklaştı, kokladı, sonra hızlıca yedi. Ama açlıktan çok başka bir şey vardı gözlerinde: alışkanlık. Terk edilmenin alışkanlığı.
O gün işime geç kaldım. Ama umursamadım.
Çünkü ilk defa biri beni bekliyordu.
Keko nasıl bir hayvandır diye düşündüm tekrar. Çünkü o bir sokak köpeğinden fazlasıydı. İnsanların güvenini kolay kolay kazanmadığı bir şehirde, bana bir günde yaklaşmıştı.
Günlerin İçine Sızan Bir Varlık
Keko artık her günümün bir parçası olmuştu. Sabah işe giderken köşede duruyor, akşam dönerken peşimden yavaşça yürüyordu. Bazen koşuyordu, bazen sadece uzaktan bakıyordu.
Evime almak istedim ama korktum. Hayatım zaten dağınıktı. Bir sorumluluk daha taşıyabilir miydim bilmiyordum.
Ama o bana sormuyordu.
Bir gün defterime yazmıştım:
“Bugün Keko bana baktı. Sanki ‘neden hâlâ yalnızsın’ der gibi.”
O yazıyı okuduğumda gülümsedim ama içim acıdı. Çünkü haklıydı.
Kışın En Sert Gecesi
Kayseri’de kış bir anda sertleşir. O gece de öyle oldu. Rüzgâr sokakları kesiyordu. Eve dönerken Keko’yu her zamanki köşesinde bulamadım.
Kalbim hızlı atmaya başladı.
Bir süre etrafta yürüdüm. Islık çaldım. Adını söyledim. Ses yoktu.
O an içimi garip bir boşluk kapladı. Sanki uzun zamandır ilk defa bir şey kaybediyordum.
Keko nasıl bir hayvandır ki yokluğu insanın içini bu kadar hızlı boşaltır?
Neredeyse pes etmek üzereyken köprünün altına indim. Ve onu gördüm.
Küçülmüş gibi duruyordu. Yanında başka bir köpek vardı ama o geri çekilmişti. Keko’nun yüzünde bir yara vardı.
O an hiçbir şey düşünmedim. Koştum.
Üzerime atladı. Titriyordu ama beni bırakmıyordu. Ben de onu bırakmadım.
O gece onu evime götürdüm.
Evdeki Sessiz Değişim
Keko evde ilk başta garipti. Sürekli kapıya bakıyordu. Sanki her an geri gönderileceğini biliyordu. Ben de aynıydım aslında. Ben de hiçbir şeyin kalıcı olmadığına inanıyordum.
Ama günler geçtikçe değişti.
O artık kapının önünde değil, halının üzerinde yatıyordu. Ben çalışırken yanıma geliyor, kafasını dizime koyuyordu. Sessizdi ama varlığı çok gürültülüydü.
Bir gece defterime şunu yazdım:
“Bugün Keko uyurken nefesini dinledim. İlk defa yalnız olmadığımı hissettim.”
O an fark ettim ki Keko nasıl bir hayvandır sorusunun cevabı basit değildi. O bir köpek değil, bir hatırlatmaydı. Yaşadığımı hatırlatan bir şeydi.
İçimdeki Kırılma
Ama hayat her zaman yumuşak ilerlemez.
Bir sabah uyandığımda Keko yerinde yoktu. Kapı açıktı. Panikledim. Sokaklara fırladım.
Bağırdım, koştum, sordum.
Hiçbir yerde yoktu.
O gün işe gitmedim. Gün boyu onu aradım. Her köşeye baktım. Ama sonuç yoktu.
İçimde bir şey yeniden kırıldı. Ama bu kez tamir edilecek gibi değildi.
Defterime yazamadım bile.
Çünkü bazı boşluklar kelimeye dönüşmez.
Kayboluşun Ardındaki Sessizlik
Üç gün sonra onu buldum.
Şehrin biraz dışında, eski bir bahçede. Bir yaşlı adam besliyordu onu. Keko beni görünce koşmadı hemen. Bir an durdu.
Sonra yavaşça yaklaştı.
Sanki karar veriyordu.
O an içimde büyük bir çatışma vardı. Onu almak mı, bırakmak mı?
Yaşlı adam “Sana alışmış ama burada da kalmak istiyor gibi” dedi.
O cümle içime oturdu.
Keko nasıl bir hayvandır ki iki yere aynı anda ait olamaz ama iki kalbi de kırmak istemez?
Ona baktım.
Ve ilk kez bir karar vermedim.
Vedanın Sessizliği
Keko’ya yaklaşmadım. Sadece oturdum. O da bana baktı. Uzun süre.
Sonra yaşlı adamın yanına geri döndü.
O an içimde tuhaf bir huzur vardı. Acı vardı ama kabul de vardı.
Bazen sevgi sahip olmak değildir.
Bazen sadece bir anı paylaşmaktır.
Sonra Kalanlar
Şimdi Kayseri’de aynı sokaklardan geçiyorum. Aynı rüzgâr yüzüme vuruyor. Ama içimde bir şey değişti.
Defterimde hâlâ onunla ilgili yazılar var.
Bazen bir köpeğin gözleri, bir insanın bütün yalnızlığını değiştirir.
Keko nasıl bir hayvandır diye biri sorsa, artık cevap vermiyorum.
Çünkü bazı cevaplar kelime değildir.
Bazı cevaplar sadece hissedilir.
Ve ben hâlâ o hissi taşıyorum.
Umarız “Keko nasıl bir hayvandır” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Miz ailesiyle kalmaya devam edin!