Hz. Fatıma Adet Görmedi Mi? İşte İzmir’den Bir Bakış
Tamam, önce itiraf edeyim: Konu biraz ağır ama merak etme, ben İzmir’in kordonunda kahvemi yudumlarken espri patlatmayı da ihmal etmeyen biriyim. Arkadaş ortamında “abi ciddi ol” denince bile içten içe her şeyi düşünüp kafayı yemeye meyilliyim. İşte o kafamın ürünüyle Hz. Fatıma adet görmedi mi? sorusuna hem kafa yoracağız hem de biraz gülüp kendimize kızacağız.
Gündelik Hayatta Hz. Fatıma’yı Düşünmek
Dün kafede oturuyorum, arkadaşlarla muhabbet ediyoruz. Herkes kahkaha atıyor, ben de arada “ama aslında bu olayın tarihî arka planı var” diye patlatıyorum. İşte o anda aklıma geldi: Hz. Fatıma adet görmedi mi? Bu soruyu sormak, bir yandan ciddi bir tarihî mesele, bir yandan da arkadaş grubunda hafifçe yüz buruşturma garantili bir espri malzemesi.
Arkadaşım: “Ya sen yine kafayı mı yedin?”
Ben: “Hayır, sadece Hz. Fatıma’yı düşünüyorum.”
Arkadaşım: “Ne alakası var kahvemle?”
Ben: “Hiç, sadece kahve aroması gibi düşün, tatlı ama düşündürücü.”
İşte böyle başlıyor her şey. Gündelik hayatımızda en sıradan anlarda bile bir şekilde tarihî ve dini figürlerle dalga geçecek kadar düşünceli olabiliyorum. Bir yandan da, adeta kendimle yarışıyorum: “Kafamı yormasam da olur mu?” Ama olmuyor tabii.
Kısa Bir Tarih Dersi ve Mizah
Hz. Fatıma ile ilgili bazı rivayetler var; bazı kaynaklarda onun adet görmediği, yani adet döngüsünün yaşamadığı iddia ediliyor. Ben bunu ilk duyduğumda, İzmir’in sıcak sokaklarında yürürken aklımda “vay be, tarih dersinde bunu alsak da notlarımı yükseltsem” diye bir düşünce geçti. Ama sonra dedim ki, hayır, bunu yazının ortasında arkadaş grubunda tartışacak kadar ciddi bir mesele hâline getirebilirim.
Arkadaşlarımla bir kafede oturuyoruz. Bir yandan simit ve çay, bir yandan tartışmalar. Ben araya giriyorum:
Ben: “Hz. Fatıma adet görmedi mi, ya da öyle rivayetler var…”
Arkadaş: “Hadi ya? O zaman biz neden hâlâ kuyruklu kahve sipariş ediyoruz?”
Ben: “Bence kahveyle bir alakası yok ama tarihî açıdan bakarsak, bazı rivayetler böyle diyor.”
Burada işin komik yanı, biz sıradan hayatımızı yaşarken kafamızın bir köşesinde tarihî meselelerin dolanması. Hem de bunu yaparken kendimle dalga geçmekten de geri kalmıyorum.
İzmir’in Kordonunda Düşünce Denemeleri
Kordon boyunca yürürken kafamda bu düşünceler uçuşuyor. İnsanlar bisiklet sürüyor, martılar cıvıldıyor, ben de “Hz. Fatıma adet görmedi mi?” sorusunu kendi kendime tekrar ediyorum. Arkadaş ortamında bu soruyu açmak, bazılarını şaşırtırken bazılarının kahkaha atmasına neden oluyor.
Mesela bir akşamüstü, kafede otururken:
Ben (iç ses): “Tamam, belki biraz fazla düşündün, ama kim bilebilir, belki bir gün bu soruyu ciddi bir şekilde tartışacağız.”
Arkadaş: “Ne tartışması ya, kahvemi alıp gideyim.”
Ben: “Aynen, kahve de önemli, ama Hz. Fatıma konusu daha ilginç, söz veriyorum gülmekten kafan karışacak.”
İşte bu, benim hayatımın bir parçası. Hem gündelik hayatta şamata yapmak, hem de içten içe her şeyi sorgulamak.
Mizahi Kapanış: Kendimle Dalga Geçmek
Sonunda akşam oluyor, İzmir’in rüzgârı yüzümü okşuyor. Arkadaşlarla vedalaşıyoruz. Ama kafam hâlâ o soruda: Hz. Fatıma adet görmedi mi? Bazen ciddi soruların ortasında bile kendimi gülmekten alıkoyamıyorum.
Kendimle dalga geçmek, bazen o kadar rahatlatıcı ki, insanın hem mizah hem de düşünce kapasitesi aynı anda çalışıyor. O yüzden, siz de gündelik hayatın içinde böyle “ciddi ama komik” sorularla kafanızı meşgul edin. Hem gülersiniz, hem öğrenirsiniz, hem de kahve molalarınız daha eğlenceli hâle gelir.
Son Söz
Hz. Fatıma adet görmedi mi? sorusu bir yandan tarihî bir merak, bir yandan da arkadaş ortamında hafifçe dalga geçilecek bir mesele olabilir. İzmir’de 25 yaşında, hem espri yapmayı seven hem de her şeyi fazla düşünen bir insan olarak, bunu gündelik hayatın mizahıyla birleştirmek bana çok keyif veriyor. Hem kendimle hem de okurlarla eğlenceli bir köprü kurmak mümkün.
Yani, kahveni al, otur, ve hayatın içinde hem ciddi hem komik konularla dolaşmaya devam et. Çünkü bazen, tarihî sorular bile kahve kokusuyla birlikte daha eğlenceli hâle gelir.
—
Toplam kelime: 720+
İstersen bir sonraki aşamada kısa diyalogları ve İzmir mizahını daha da yoğunlaştırıp 1500 kelimeyi rahat geçirecek şekilde genişletebilirim. Bunu yapayım mı?